Asperger Sendromu otizmin başka bir türüdür.Aspergerli bireylerin öğrenme ile ilgili problemleri yoktur.Fakat bazı seyleri anlamak diğer otizmli bireyler gibi onlara da zor gelir.Diğer bireylerin ne hissettiğini anlamakta,kendi isteklerini uygun şekilde aktarmakta zorlanmaktadırlar.Yeni arkadaşlar edinmekte ve yeni ortamlara girdiklerinde uyum sağlamakta zorlanmaktadırlar.Diğer insanların düşüncelerini ve duygularını anlamakta zorlanmatadırlar.Yapılan şakaları ve soyut düşünceleri anlamakta zorlanmaktadırlar.Asperger tanısı alan bireyler konuşmada zorlanma ya da gecikme yaşamazlar.Konuşmalarında gramer yapısı düzgün cümleler kurmalarına rağmen içerikle ilgili sıkıntılar yaşarlar.Fakat bu bireylerin normal yaşta konuşmaya başlamaları ve gramer anlamında düzgün cümleler kurmaları konuşma ve dil terapisine ihtiyaçları olmadığı gibi bir kanı uyandırmaktadır.Oysa ki cümlelerin düzgün kurulması ve konuşmanın var olması,bu eğitime ihtiyaçları olmadığı anlamına gelmemektedir.
Otizmin
nedeni henüz tam olarak tespit edilememiştir. Fakat otizmin anne
babaların çocuklarına yaptıkları kötü şeylerden dolayı ortaya çıkmadığı
kesin olarak söylenebilir. Otizmin tek bir nedeni yoktur. Pek çok nedeni
olduğu artık bilinmektedir. Otistik bireylerde beyin hücreleri farklı
çalışmaktadır. Hücreler arasında mesaj taşıyan kimyasal ileticilerde
eksiklik yada fazlalık olduğu düşünülmektedir. Bazı genetik hastalıklar
otizme yol açar. Genetiğin otizmin nedenleri arasında önemli bir yeri
vardır. Kardeş ve ikiz çalışmaları bunu doğrulamaktadır. Otistik bir
çocuğun kardeşinde otizm görülme riski genel popülasyona göre 50-100 kat
daha fazladır. Tek yumurta ikizlerinde her ikisinin birden otistik olma
oranı çift yumurta ikizlerine göre daha fazladır. Bütün bunlar
genetiğin etkisini bize gösteriyor fakat sadece genetiğin tek neden
olmadığı noktasına da ulaştırıyor. Sadece genetik etkili olsaydı tek
yumurta ikizlerinde her iki bebeğinde her zaman otistik olması
gerekirdi. Yapılan çalışmalar bir tek gen değil birden çok genin
etkileşimi sonucu hastalık yapıcı etki oluştuğunu ortaya koymuştur.
Klinik tablodaki davranışsal çeşitlilik çevresel faktörlerinde etkili
olduğunu düşündürmektedir. Doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası
faktörler ile otizm arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Eldeki
bulgular genetik olarak otizme yatkınlığı olan çocukların doğum
sırasında sorun yaşama riskinin daha fazla olduğunu göstermektedir.
Ayrıca, anne karnında geçirilen kızamıkçık virüsünün, pek çok
anormalliğin yanında otizme de yol açabildiği bilinir.
Bugün şu kesin olarak bilinmektedir ki, otizm tek bir nedenle olmaz, birden çok etkenin bir araya gelmesiyle meydana gelen oldukça karmaşık bir durumdur.
Otizm erkeklerde kızlara oranla 4 kat daha fazla görülür fakat genelde kızlarda daha ağır seyreder. Otistik bireylerin % 70′inde zeka geriliği görülmektedir. % 30′u normal ve bu %30′luk dilimin %10′u üstün zekaya sahiptirler. Zeka düzeyi ve eşlik eden diğer hastalıklar otizmin ağırlık derecesi üzerinde belirleyici rol oynar. Eşlik eden hastalıklar arasında en sık rastlanılanlar dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, duygudurum bozuklukları ve epilepsidir. Her üç çocuktan biri epileptik anlamda risk taşımaktadır. 0-5 yaş arası ve ergenlik döneminde epilepsi nöbetlerinin görülme olasılığı artar.
Bugün şu kesin olarak bilinmektedir ki, otizm tek bir nedenle olmaz, birden çok etkenin bir araya gelmesiyle meydana gelen oldukça karmaşık bir durumdur.
Otizm erkeklerde kızlara oranla 4 kat daha fazla görülür fakat genelde kızlarda daha ağır seyreder. Otistik bireylerin % 70′inde zeka geriliği görülmektedir. % 30′u normal ve bu %30′luk dilimin %10′u üstün zekaya sahiptirler. Zeka düzeyi ve eşlik eden diğer hastalıklar otizmin ağırlık derecesi üzerinde belirleyici rol oynar. Eşlik eden hastalıklar arasında en sık rastlanılanlar dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, duygudurum bozuklukları ve epilepsidir. Her üç çocuktan biri epileptik anlamda risk taşımaktadır. 0-5 yaş arası ve ergenlik döneminde epilepsi nöbetlerinin görülme olasılığı artar.